Hasretten içimdeki yanan ateşte,
Yanıpda kavrulan sen olma sakın,
Ellerimden tutup o son nefesde,
Gözleriyle uğurlayan sen olma sakın!
Bekle diyorsunda ne kadar daha?
Düştüm zalim derde sen bana bakma!
Vuslatın peşindeyim çıkmaz sokakta,
Yıllardan acımasız sen olma sakın!
Kıyamam saçının bir tek teline,
Benzeme zamansız açılan güle,
Kadrini bilmeyen almasın ele,
Hoyratça koklanan sen olma sakın.
Ne edeyim kendin yok isen eğer,
Umutla yaşamak ne zormuş meğer,
Bir ömür verdim bir daha değer,
Deyipde attığım sen olma sakın!
mehmet göden.
|
Unutmuşsun
|
|
Benim değiller!
Bir gönül kalmıştı,hüzün girmedik,
Onada gurbeti tattırdım artık! Nede çabuk geçti, ömür bilmedik! O güzel geçen günler,benim değiller. * Şakaklara kar yağar, olur sahipsiz, Eller nasırlanır,yorgun biçimsiz! Yüze vurur resim sanki isimsiz, Dikkatlice baktım, benim değiller. * Kim aldı? gönlümü,gülistanına, Ölüme uygun adım,epey var daha, Dünya benim içimde ben ortasında. Geçirdiğim saatler, benim değiller * Mümkünse durdurup! atlayıp insem. Zamanın gizeminde, tekrardan binsem! Yeniden gördüğüm,hayali görsem, Bu karamsar bakışlar, benim değiller. mehmet Göden |
|
Şehit Babası
Sabahın mahmurluğunu atmadan üzerimden, Çalan kapının şiddetine fırladım birden, Bizim köyün dertleri de bitmez maazallah, Yine bir şeyler olmuş hayırdır İnşallah, Yıllar bu bedeni çok yordu, Muhtarlık ah ne zordu, Gözlerimi ovuştururken açtığım kapıda, Duruyordu heybetlice iki Jandarma, Ne o koçlarım yine kız mı kaçırdılar? Yoksa Memed’in bağından meyve mi aşırdılar? Ya bu köyün gençleri ne anlarlar bu işten, Muhtarım ama,memnun değilim bu gidişten, Erzurumlu Jandarma dönerek Konyalıya, Nasıl anlatalım bu durumu Yahya dayıya, Ah ah kahpe felek, çivisi çıkık dünya, Bu çorabı da başımıza ördün ya, Nasıl söyleyip,nasıl anlatacağız, Muhtarın yüzüne nasıl bakacağız, Şehitlerin birisi köylün, diğeri ise oğlun Kelimeler tutuklu,yürek yorgun, biz yorgun, Bizim gibi yeşiller içinde gitmişti dağa, Kahpeler,şerefsizler düşürmüşler tuzağa, Tam on kişiymişler başlarındaki çavuşla, Böyle hain bir pusu görmemişti Ulukışla, Şehitlerin bayrağa sarılı tabutlarını görünce, Derinden bir of çekti muhtar emice. Yinemi Allahım,yinemi hüzün kucağı Yinemi birilerinin yandı tutuştu ocağı, Bitsin artık bu çile bitsin artık, Yetsin akan kanlar yetsin artık, -Tanıyor musun, muhtar bu kimin oğlu idi ? -Aman Allahım bağcı memetin koç yiğidi, Muhtarın hızlanarak çoğaldı kalp atışları, Komutanında damla damla akıyordu gözyaşları, Hisseti muhtar,diz üstü çökerek sarıldı yavrusuna, Kanlı elbiseleriyle şehit, gülümsüyordu babasına, Bu ne tarifsiz acıydı,bu ne yaman bir işti Teskeresine üç ay varken kınalım şehit düştü, Arş-ı alayı aldı yakarışlar, Yavruuum yavrum diyen bağırışlar, Muhtarı susturmak nasıl mümkün olacaktı, Ateş düştüğü yeri yakıyor,sadece bakacaktı, Evet üzülecekti muhtar, kahr olacaktı ama, Evlat kendinin olunca yürek dayanmıyor buna, Bitsin artık bu çile bitsin artık, Yetsin akan kanlar yetsin artık, Yine Allahım, yine hüzün kucağı Yine birilerinin yandı, tutuştu ocağı, Böyle giderse eğer bitmez bu çile, Kalanlar duyarsız, gidenlere güle güle Susmayın,korkmayın durdurun bu ateşi, Hesapları bırakın,balçıkla sıvamayın güneşi. Selam sana ey şehidim,binlerce selam sana, Resulün komşususun, yeter bu kelam sana, |